
Ellerimde kalan gün doğuşundan esen zarif ve latif rüzgar…
Semtinden esen kelimeler Efendi’me açılan avuçlarımda birikiyor…
Perişanım..takatsiz..Bi-derman..bi-çare,bi-kez
Mırıldanıyorum içimden tek dostum
Bad-ı saba ile sehervakti…
Bad-ı Saba’msın;
Yakub’a Yusuf’un gömleğinin kokusunu getiren rüzgarsın.
Makamına ancak bu rüzgarla ulaşırım.
Nefsin kuruntularından kurutulmanın iç huzurunu verdin ben’ime.
Yüreğime soldan esen kurtuluş nefhasısın
Yüreğine sinen misk ve sümbül kokularını ruhuma yolluyorsun.
Bad-ı Saba’msın;
Bahçedeki reyhanları kelimelerime can suyu diye getirensin.
Nergisin didelerini açansın,ruhumu dingin tutan sensin.
İsa nefesi gibi alacalardan azat olmaya nedensin.
Can verensin.Duamsın, çağrımsın,kabulümsun.nefesimsin,
Yolunun muhaciriyim.
Bad-ı Saba’msın;
Habercimsin,rehberimsin,ayetimsin,ışığımsın.
O kadar aciz ve perişanım ki yarin kapısına götürensin.
Bir gül gibi solarsam ruhumu götürensin.
Dermanımsın,ilacımsın
Kıskanır oldum seni.ben maşuka ulaşmazken sen onu görür oldun.
Bad-ı Saba’msın;
Fuzuli gibi :Ayrılık hastası olan bedenim iyileşmek için sürekli senden iyilik haberini getirmesini isterim.
Ölüm dediğin ne ki ;
yük olan bedenlerimizin ruhumuzdan sıyrılması,
ruhumuzun hafiflemesi….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder