Hoş Geldiniz

Hoş Geldiniz
Hoş geldiniz..Bu gül misafirlerimiz için.. nacizane kabul buyrun

BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR.

BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR.

10 Ekim 2007 Çarşamba

MELEK HANIM



Melek Hanım, bu akşam bir başka hazırlık yapmıştı. Bir başka çıkmıştı kocasının karşısına. İpek gibi siyah saçlarını omuzla rından aşağılara salmıştı.

Birilerinin dışarısı için gösterdikleri özeni; o, sadece kocası için gösteriyordu. En güzel elbise sini giymiş, yeni gelin gibi süslenmiş, ‘yaratılışımı, yüzümü güzelleştirdiğin gibi, huyumu ve ahlakımı da güzelleştir ya Rabbi’ diye dualar etmişti.

Kararm akta olan akşamın ilk karanlığı içinde; tül perden in altından bakabi ldiği kadarıyla kocasının gelmes i için yolu gözlüyordu. Tahir Bey, ise fena halde yorulm uştu ama vazife sini yapmış olmanın huzuru içinde eve dönüyordu. Üzerinde taşıdığı anahta rı ile kapıyı açacaktı ki; eşi Melek Hanım'ını kapıyı açar olarak buldu.

O, evinin hanımı, hanımefendisiydi.

“Selamünaleyküm.” Dedi Tahir Bey,

“Aleykümselam. Hoş geldin iz efendim.”

“Hoş bulduk canım” dedi. Tahir Bey, bir buse kondur du güler yüzle kapıda kendin i karşılayan hanımının yanağına.

Melek Hanım, Tahir Bey’e terlik lerini verirk en; elinde kileri aldı. Pardösüsünü astı. Hanımı tarafından güler yüz, tatlı söz ile karşılanan Tahir Bey’in bütün yorgun luğu bir anda çıkıvermişti sanki. ..

Şu Melek Hanım, ne hoş bir kadındı. Birlik te salondaki kanepe ye kadar geldil er. Karşılıklı hal ve hatır sordul ar. Bundan dolayı her ikisi de ziyade siyle memnun dular.


“Bu güzel karşılamayı neye borçluyum acaba?”

“Görevinin bilinc inde olan bir hanım almaya!”

“Ey Rabbim ne kadar şükretsem yine de azdır. Senin gibi bir Meleği nasip etti bana…”


“Ya ben bu övgüyü neye borçluyum?”

“Görevinin bilinc inde olan; bir beyle evlenm eye!”

“Sen hem çok akıllı, hem çok zeki, anlayışlı, güzel, kibar, nazik, hem de çok seviml i, hem de çok…”

“Yeter, görende bir şey var zanned ecek.”

“Sen başkasın, benim için ‘çok özel bir yer’ sahipsin. Sen benim bir tanems in. Ben seni övmüyorum, hakika ti söylüyorum. Hem senin övülmeye ihtiya cın mı var?

Kadın, evi ve kocası için süslenmeli. Ama kadınlar daha çok dışarı çıkacakları zaman, sanki bir başkaları için süslenirler. Evleri nde ve kocala rının yanında ise sıradan şeyler giyerl er. Sen öyle değilsin, bir tanem.”

“Nasılım peki?”

“Sen başkasın…”

“Evlendiğimiz günden bu yana seni çamaşırda, bulaşıkta görmedim. Üstün başın pis ve dağınık görmedim hiç.”

“Benim en önemli vazife m; sana huzurl u bir ortam hazırlamaktır. Sizi huzurl u ve mutlu gördükçe, dünyalar benim oluyor .”

“Ya Rabbi ne amel ettim ki, bana böyle bir melek nasip ettin?” diyordu Tahir Bey.


Melek Hanım Tahir Bey’in geçen her gün sevgis i artıyor, gözünde ve gönlünde büyüyordu. Melek Hanım da ‘sen benim hayat kaynağım, umudum, sevgim, aşkım, her şeyimsin, sana kul köle olmak istiyo rum’ diyord u. Ne yapar eder, gönlünün en uç noktasına kadar inerdi . Çalışmalarında destekçisi olur, şevk ve zevk vermey e çalışırdı.

Bu güne kadar, ne kıştan ne yazdan, ne soğuktan ne de sıcaktan şikayetçi olmamışlardı.

Huyları da öyle birbirine benziy ordu ki! Kocası evde olduğu zaman; iş çıkarmazdı ortaya, sürekli yanında olmaya çalışır, sevdiği yemekl eri yapar, duruma göre çay, kahve, meyve getiri r, soyup dilimleyerek eliyle de ikram ederdi .

Tahir Bey ne zaman misafi rle gelece k olsa, kapı ziline basar, Melek Hanım’ın

‘kim o?’ sorusu na

‘biziz’ cevabıyla yalnız olmadığını anlar, gelen misafi rin zahmet değil rahmet olarak geldiğine inanır ona göre hüsnü muamel ede bulunurdu. Ne kadar geç gelirs e gelsin, mutlak a kocasını beklerdi.


Melek hanım, abdest almak için gömleğinin kollarını sıvarken; Tahir Bey’in ayakla rına uzanar ak çoraplarını çıkarmaya başladı. Tahir Bey, onu elleri nden tuttu, memnun iyetin i ve sevgis ini belli etmek için... “Sen benim hizmetçim değil, eşimsin.” “Çoraplarınızı çıkarsam ne olur ki!...” “Bu senin görevin değil.” “Seni memnun ve mutlu etmek, benim görevim değil mi?” “Bu ikimiz in de görevi…” “Öyleyse müsaade ette çıkarayım.” “Hayır.” Tahir Bey kendi çoraplarını çıkardı. Lavabo ya doğru giderk en; “Bu Allah’ın bana bir hediye sidir” diye, dua edip şükretti. Abdest ini alıp çıkınca onu elinde havlu ile bekler buldu. “Yapma Meleğim.” “Size hizmet etmekt en zevk alıyorum.” Birlik te akşam namazını kıldılar. Melek Hanım yere sofrayı hazırlarken; Tahir Bey eşine sofra hazırlamada yardım ediyor du. “Sen otur efendi…” “Sana yardım etmek istiyo rdum.” “Eksik olma. Ama erkeğin dışarıda başarılı olmak için içeride dinlen mesi lazım.” İkisi de bir birini n hoşgörüsünden, nezake t, sevgi ve saygısından son derece memnun dular. Huzur doluyd ular. Örnektiler. Yemekt en sonra ağzını yıkamak için lavabo ya giden Tahir Bey, onu yine havluy la bekler buldu. Ne asil bir hanımdı, şu Melek Hanım. “Sen bir Melek’sin.” Yemekt en sonra oturup sohbet ettile r. Aynı derdin, aynı tasa ve kasave tin, aynı ideal ve davanın insanl arıydılar. Yıllarca birbir ini görmemiş iki aşık gibiyd iler. Yatsı yaklaştığında; Tahir Bey’in pardösüsünü getird i. “Yatsı ile sabah namazl arını camide ifa etmen senin için daha hayırlıdır diye düşündüm” diyen Melek Hanım’a teşekkürden başka verece k cevap bulama dı. “Şu sendek i tatlı dil var ya!...” dedi. O gidinc e bulaşıkları yıkadı, ocağa koyduğu çayı demled i. Abdest ini tazele yerek namazını kıldı. Geleceği zamanı tahmin ediyor du. O cebind en anahta rını çıkarırken; Melek Hanım kapıyı açtı. “Kapıda mı bekled in yine!...” “Sen hem kocam, hem de hocamsın. Dünya ahiret mutlul uğumu sana borçluyum. Nankör olamam . Hakkını nasıl öderim sana…” Salond a Tahir Bey tefsir de dünkü kaldıkları yerden devam etti. Melek hanım hem çayını doldur du, müphem konula rı açıklaması için hem de sorula r sordu. Melek Hanım okudu, Tahir Bey değerlendirdi. Erken kalkma k için; erken yatmak bir gerekl ilikti . Yatmad an önce Tahir Bey abdest ini tazele rken; Melek hanım yatak örtüsünü kaldırdı, yastık ve yorganı açtı. Geceli k ve pijama ları hazırladı. Dualarını ettile r ve yattılar. Gece yarısı uyanan Melek Hanım, abdest ini alarak; teheccüd namazı kıldı. Eşine, kendin e ve tüm Müslümanlara dua etti. Yatağında asude bir şekilde uyuyan Tahir Bey’i uyandırmaya kıyamadı. O uykuya varmak üzereyken Tahir Bey teheccüd namazını kıldı, dua etti. Muhabb etle yatan eşine baktı. Sabah namazını camide kılarak eve geldiğinde sabah kahval tısını hazır buldu. Huzur ve saadet içinde kahval tılarını yaptılar. Melek Hanım, her günkü gibi, sevgiy le Tahir Bey’i işe yolladı. Melek Hanım biliyo rdu ki… “İnsanların, hayatını bir yaşam biçimine dönüştüremiyorlardı. Yuvayı her ne kadar erkek yapsa da, kadının huzur ve mutlul uk içinde devam ettire bilece ğini gayet iyi biliyo rdu. Evden sevgi ve muhabb etle işe çıkan erkeğin; gözü ve gönlü dışarıda kalmay acağını, akşam olunca da; sevgi ve muhabb etle eve döneceğini ama herkes ten daha iyi biliyo rdu.” RABBİM ÖRNEK ALMAYI HAYATI MIZA TATBİK ETMEYİ NASİP ETSİN İNŞ SELAM VE DUA İLE KALIN

Hiç yorum yok:


Su senin ayağının toprağına erişeyim diye durmadan, ömürler boyu başını taştan taşa vurarak âvâre gezer durur.Fuzulı